Yüklüyor...

Tecrübe Bankası

Tecrübe Tipi: Diğer / 05 Temmuz 2011
Şehir: genel
Paylaşan: Devrim Bostanci
ilk 100 km

Herkese merhaba. Bu yazımda, sizlere ilk elle tutulur mesafe uçuşumla ilgili deneyimlerimi, mümkün olduğunca kapsamlı olarak aktarmaya çalışacağım. Benim için güzel ve önemli bir kilometre taşı olsa da fazla havaya girmeye gerek yok J

Öncelikle hafta sonunu en iyi şekilde değerlendirebilmek için, tanıdığım tecrübeli pilotları izleyerek çok doğru bir karar almışım. Meteorolojik verilerin ışığında, Denizli Çökelez en uygun bölge olarak seçildi ve hep beraber Pamukkale’de buluşmak üzere anlaştık.

Ankara’dan otobüsle Denizli’ye ulaşım yaklaşık 6-7 saat sürüyor, birçok firmanın, günün değişik saatlerinde seferleri var. Denizli’den Karahayıt dolmuşlarına binerek Pamukkale’de inebilir, burada bir otele yerleşebilirsiniz. Ben de öyle yaptım. Bazı oteller yamaçparaşütü grupları için özel fiyatlar uyguluyor.

Cumartesi sabahı, pilotlar için kiralanan araçla tepeye hareket ettik. Saat 11 gibi tepedeydik. Ufukta, cephenin dağlardan içeriye sarkan kırıntıları görünüyordu, Çökelez üzerinde yer yer kabarmış ama henüz CB’ye dönüşmemiş bulutlar vardı. Rüzgar batı-kuzey batıdan, 10-15 kph esiyordu. Fazla vakit kaybetmeden hazırlanıp havalanmanın iyi olacağı söylendi. Benim Çökelez’deki ilk uçuşum olduğu için, olabildiğince, bölgeyi tanıyan pilotları dinlemeye ve izlemeye çalıştım.

Hazırlıklarımı tamamlayıp biraz gözlem yapabilmek için diğer pilotların havalanmalarını beklemeye başladım. Çok geçmeden kalkışlar başladı. Pilotların bazıları yükselirken, bir kaç dakika ardından gidenler yükselemeyip inişe gitmek zorunda kaldılar. Şahsen, bariz bir gösterge yoksa ilk kazınmaları açıkta değil tepeye yakın yapmayı tercih eden biri olarak yine kendi yolumu şeçip açılmadım. Çok geçmeden yükselmeye başladım, ama çok kararlı bir termik yoktu havada. Biraz yükselip, biraz alçalıp, geze geze, irtifa alabileceğim noktalar aradım. Bunu yaparken etrafta aynını yapmaya çalışan pilotları izlemek işimi oldukça kolaylaştırdı ve patlama riskimi azalttı. Zaman zaman onlar benim dödüğüm termiğe geldiler, zaman zaman ben onlarınkilere gittim. Bu arada, rüzgârla birlikte, hafif hafif batıya doğru da sürüklenmeye başladık.

Havada atlamalar olsa da bence çok türbülanslı değildi. Çökelez civarında ciddi bir kapanma ya da rahatsızlık yaşamadım, ama aktif pilotaj isteyen bir hava vardı kesinlikle. Tabi ilerledikçe bu durumun değişip değişmeyeceği konusunda emin değildim. Uçuşu uzun tutmak adına sağlamcı bir strateji izlemeye yoğunlaşmıştım, bir yandan da eğer patlayacak olursam öncelikle güvenli bir iniş yapabileceğim ve mümkün olduğunca az yürüyerek geri dönebileceğim bölgelere yakın olmaya çalıştım. Diğer taraftan görebildiğim pilotları da izliyordum çünkü +2 nin üzerinde termik pek bulamadım. Zaman zaman +0.5 gibi değerleri bile beğenmemezlik etmeyip, yeterince irtifa aldıktan sonra bir sonrakini aramayı tercih ettim. Geçişlerde mümkün olduğunca hız çubuğunu kullandım, hatta aktif pilotajı da onunla yapmaya çalıştım.

Acıgöl’e varmadan önce Dutluca civarında hava biraz değişti. Darbeler artık daha sert ve aniydi, türbülans artmıştı, kanat, ara ara öne doğru sert dalışlar yapmak istiyordu. Sanırım buralarda bir asimetrik kapanma oldu, fazla büyük değildi. Yakınımdaki bir pilotun bulunduğu termikten rahatsız olduğu için çıktığını ve rota değiştirdiğini gördüm, sonradan göle yakın bir bölgeye iniş yaptığını öğrendim.

Buraya kadar olan mesafede üstümde bir R10.2, altımda bir Summit XC, bir Summit 3, bir de Delta vardı. Yol boyunca kanadımın performansını ve kendi pilotajımı da az çok tartma şansım oldu. Genel olarak hem kanadımdan hem de kendimden memnundum, belki biraz fazla sağlamcı oynadım ve bu bölgeden sonra bu stratejim, diğerlerinin gerisinde kalmama neden oldu. Avantajlı olduğum halde, deneyimsizliğim yüzünden bunu iyi kullanamadım. Yanlış anlaşılmasın, uçuşu bir yarış ya da başkalarına karşı kazanılması gereken bir mücadele olarak falan görmüyorum, sadece daha verimli uçabilir ve daha çok mesafe kat edebilirdim.

Acıgöl’e vardığımda, gölün üzerinde ve sol kenarında bulutlanma daha fazlaydı, ve ileriye, doğuya doğru uzanıyordu. 2 pilot gölün üzerindeki bulutun altında termik dönerken ben sol tarafta kalmayı ve olabildiğince bulut gölgelerinin arasında kalan güneşli alanları denemeyi tercih ettim. Türbülans daha da artmıştı ama hala tedirgin edici boyutta değildi, bir stabil, bir sallantılı ilerliyordum. Termikler +1 civarındaydı, hız çubuğuna bastığım bir anda sol taraftan bir asimetrik yedim ve kulak kapalı kaldı, kanat aşırı bir tepki vermedi ve tek bir fren müdahalesiyle açıldı. Ardından yine havanın stabilleştiği kısa bir an frenleri sıfırlamıştım ki hiç beklemediğim bir anda önden kapandı. SIV’de yaptığım kapanmalara kıyasla çok daha yavaş ve sakin tepkiler aldım. Zaten böyle olmasını öngörüyorduk.

Bu arada ben yükselmeye çalışırken diğer kanatlar mesafeyi daha da arttırmıştı. Acıgöl’ü geçtiğimde önümde bir düzlük, ardından Burdur Gölü’yle aramda bir sıradağ vardı. Nedense sol taraftaki düzlüğe gitmektense dağları aşmak istedim. Diğer taraftan, gitmek istediğim yön patlamak için pekte iyi bir yer değildi, oraya inmiş olsam çok yürümem gerekirdi. GPS’e baktım ve dağlara dik gelen 25 kph rüzgâr gördüm, büyük olasılık kaldırıcı bulurum, en kötü yelken dener, sırtları izleyerek yerleşime yakın bir yere inerim diye düşünerek devam ettim. Göl kenarında termik olma ihtimali de yüksekti. Şansım iyi gitti ve dağları aşacak kadar kaldırıcı bulabildim, fakat tepeyi çok ta yukarıdan aşamadığım için, tam cücüğünden olmasa da rotordan geçmek zorunda kaldım. Eğlenceli olduğunu söyleyemem, kapanma olmadı ama çok sevimsiz bir his, variodan gelen sesler de sinir bozucu. Bir süre sanki sürekli aşağı gidiyor ve hiç ilerleyemiyormuşum gibi hissettim. Neyse ki kaldırıcı bulmam uzun sürmedi, derken yine bir bastırıcı. Karşılaştığım en tatsız hava Burdur Gölü yanındakiydi, artık biraz yorulmuştum ve çok ta sıkışmıştım. Tekrar GPS’e baktım, 100km’yi tamamlamak için çok az kaldığını gördüm. Son bir termik bulup hemen ilerideki köye inmeye karar verdim. Gölün doğu uçunda bir kümülüs vardı ve giderek büyüyordu, rengi de alt taraflarda koyu griye sarmıştı. Buluta doğru yöneldim ve altına doğru girdiğimde bu uçuşta denk geldiğim en kararlı ve güçlü termiği buldum. Kısa sürede yaklaşık 1000m irtifa aldım ama bulutun rengini ve oluşumunu sevmemiştim ve artık ondan kaçmak için yön değiştirdim. Bu hamleyi yapmam gerektiğinden eminim ama belki biraz erken davrandım, bilmiyorum.

Köye doğru ilerlerken solumda kalan ve hava yolu şirketleri tarafından kullanılmayan Isparta havaalanına inmek üzere manevra yapan bir uçak, birkaç kilometre sağımdan yaklaşık 300m altımdan geçti, birkaç dakika sonra bir tane daha. Hava sahasından geçtiğim için çok şaşırtıcı bir durum değildi bu ama doğru bir noktada olduğumu söyleyemeyiz.

Köyün hemen yanındaki tarlalardan birine indim, tam da artık yürümemi bile zorlaştıran yükümden kurtulmaya yeltenecektim ki 8-10 tane çocuk koşarak geldiler ve etrafımı sardılar. Köylülerden biri beni evine davet etti, önce tuvalete gittikten sonra, su ve çay ikram ettiler. Biraz burada vakit geçirdikten sonra Denizli’ye dönmek için yola koyuldum.

Ana yola çıktım ve biraz yürüdükten sonra bir durakta beklemeye başladım. Bir saat kadar bekledim ama geçen araçların hiçbiri durmadı. İleriye yürüyüp yolların kesiştiği bir noktada şansımı demek üzere harekete geçtim. Yolda bir kamyon beni aldı ve Denizli sapağına kadar götürdü, oradan da serseri bir Ankara’lı satıcının minibüsüne kabul edildim. O da beni Denizli’ye kadar götürdü.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse bugüne kadar toparladıklarımı birleştiren bir deneyim oldu, ayrıca bir acemi için 100km hiç te fena bir mesafe değil, heyecan ve eğlence de cabası. Özellikle kapanmalar konusunda kafamdaki soru işaretleri büyük ölçüde azaldı. Pilotajıma ve kanadıma olan güvenimin boşuna olmadığını, fakat hava durumu ve uçuş planı hakkında daha öğrenmem gereken çok şey olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Koşullar bizim genelde uçuş yaptığımız koşullardan farklı ve genel olarak daha zorluydu, deneyim ve çalışmanın, yetenek ve beceriden daha önemli olduğunu unutmamak lazım. İşin güzel kısmı, etrafta bu deneyime sahip bir sürü pilot var ve çoğu yardımsever, paylaşımcı, eğlenceli ve iyi insanlar. Birlikte uçmak hem güzel hem de öğretici, önünüzden gidenlerden destek alırken, arkadan gelenlere de destek olmak bu işin en güzel ve keyifli kısımlarından. Şu çiş olayına da bir çözüm bulabilirsem harika olacak.

Öf be amma yazdım, canım bira istedi. Şimdilik bu kadar, bir sonraki macerada görüşmek üzere. Merak eden varsa uçuş kaydını leonardo veri tabanında bulabilirsiniz.

Güvenli ve neşeli uçuşlar.

Yorumlar
Gökçe Altay - 06 Temmuz 2011 - 23:25
tekrar tebrikler Devrim! ayrıca bu detaylı rapor için de teşekkürler. her ayrıntısını düşündüm okurken. kolay bir iş değil elbet. doğru analiz ve doğru karar için sağlam bilgi ve deneyim gerekiyor. xc uçan pilotlarla da sık sık değerlendirme yapmak faydalı olabilir. anladığım kadarıyla uçtuğun ekip de iyiymiş. bu da bir avantaj olabilir. çiş olayı için çözüm belli hocam ;-) buna ek olarak, bayan olduğumdan otostop yapmamın ne derece akıllıca olacağını da düşünebiliriz ;-) zor hocam zor...
İskender Kirişci - 08 Temmuz 2011 - 08:12
okurken bile acayip keyif aldım.sanki ben uçmuşum gibi. paylaşım için teşekkürler devrim.
Mehmet Ali Armutlu - 08 Temmuz 2011 - 08:51
Tebrikler... Ne keyifli oluyor buradan okumak. Hocam deneyimlerin arttıkça Richard Bach ve Charles Bukowski arasında tat bırakan hikayeler dinleyeceğiz gibi geliyor bana. Ankara'lı serseri satıcıya biraz daha girmelisin, Denizli'de kavga çıkarmış mı vs.
Amaç UKAV - 01 Ağustos 2011 - 14:34
benim merak ettiğim köyde ikram edilen çayı içip içmediğin : ) hadi ver bakalım buna cevap :)
Devrim Bostanci - 04 Ağustos 2011 - 06:02
valla ayip olmasin diye bi bardak cay ictim :)
Gökçe Altay - 05 Ağustos 2011 - 02:41
hakkaten yav, sen cins adamsın ne çay ne kahve. bunu bilen bi köylü olsam sana inadına bi bidon çay içirtirdim :))
izzet ece - 10 Ağustos 2011 - 03:07
devrim çok güzel bir paylaşım teşekkürler ve başarılar, benim gibi ilk asimetrik kapanma yaşayan birisi için cesaret verici olmuş.
Doğan Özesener - 15 Ağustos 2011 - 10:37
Devrim,seni tebrik ediyorum. İnanıyorum ki daha uzun mesafeler yapacaksın. Bu güzel paylaşımın için teşekkürler.
Ali Can BAĞRIYANIK - 18 Eylül 2011 - 08:23
devrim tebrikler ... :)
Güngör Şen - 02 Mart 2012 - 03:43
Güzel yazmışsın. Teşekkürler. Tebrikler.