Mare Ovunque

Ocak 24th, 2007 by serdar

İtalyanca da gözalabildiğine deniz demekmiş. Masa üstüme rastegele gelen resimlerin birisinin adının ne anlama geldiğini merak edince öğredim.

Aslında geçtiğimiz Cuma akşamı Denizliye doğru yola çıkarken başladı her şey. Takım tamam, Yiğit, Yılmaz, ben, Engin, Tansu, Filiz ve Tahir hoca otobüste ortak bir şey için binmiştik. Herkes Pamukkaleden uçacaktı, ama özeline baktığımızda hepimizin kendine göre oldukça değişik nedenleri olduğu belliydi. Enginle, Tansu başlangıç eğitimlerinde önemli bir aşamayı atlatacaklardı, Filiz de ilk defa irtifa uçuşu yapacaktı. Ben uzun zaman sonra Denizli’den tekrar uçacaktım, Yiğit’in web sayfası için bol bol fotoğraf çekmek gibi özel bi amacı vardı.

Gece sağnak yağmur altında vardığımız Pamukkale’de ve ertesi günde uçuş olmayınca bozulan morallerde amaçlardan uzaklaşmış gibi görünse de Mare Ovunque ydi sonuç olarak. Deniz sadece sahile gidip de gördüğümüz olamdığı gibi, uçuş da sadece bir tepeye çıkıp bir yerlere doğru süzüldüğümüzden ibaret olamazdı. Bir keresinde bir tanıdığım bana uçmanın bir aktivite değil bir yaşam biçimi olduğundan bahsetmişti. Uçmayı yaşarsın, uçmasan da uçmak seninle beraber her yere gider. Pazar günü, bir çok insanı tatmin eden uçuşlar oldu ama tanıdığımın o lafı kulaklarımda çınlayıp durdu. Yapılan şakalarda, konuşulan konularda, verilen termiklerde, hatta cumartesi gecesi bir arkadaşın bir diğerine ettiği beddua da bile uçuş vardı.

Pazar akşamı Ankara’ya dönerken aklımda binbir düşünceyle gökyüzünü çarşaf gibi kaplamış yıldızlara daldığımda bile az önce öğrendiğim o güzel söz varmış belki de aklımda. Gözalabildiğine deniz, gözalabiliğine yıldız, gözalabildiğine uçuş… Hepsi aynı kapıya çıkıyor.

Sonuç olarak aslolan orda olmak, onu yaşamak. Bir kuşun ya da bir paraşütün uçuşunu seyretmek arasında çok fark yok bence. Hatta bir kuş olmakla, yamaç paraşütü ile uçmak arasında da çok fark olacağını sanmıyorum, uçuşun uzunu kısası olmaz zira, ayakların yerden kesildiği anla tekrar yere değdiği an arasındaki duygular bütünüdür uçuş. Geriye kalan ise, sadece tekrar orda olabilmek için olan istektir. Uçmak için yaşayanlarla yaşamak için uçanlar arasındaki fark da buradan gelir.

Ben hangisine dahilim bilmiyorum, zaman zaman birisine, zaman zaman diğerine olabilir. Mare Ovunque‘ye bakınca ama, tepeden aşağıya baktığımdakine benzer bir his yaşadım. Fethedilemez bir şeylerdir denizler de gökyüzü gibi, sadece keşfedilebilir.

Uncategorized kategorisinde yazıldı| Henüz yorum yok »

Miğre Dağı

Ocak 16th, 2007 by serdar

Mire mi Miğri mi Miğre mi anlayamadığım bir bir mekana doğru yola çıktığımızda aklımda temelde iki şey vardı. Birincisi gideceğimiz yerin nasıl bir yer olduğu, ikincisi sabah evden çıkarken Yiğit’in tepe bakmaya gideceğiz dediğinde ayağıma öylesine giydiğim ayakkabıların dağda ayağıma karşı nasıl bir koruma, kollama gösetereceği idi. Aslında çok üşüdüğüm de söylenemez ama bulutları altımıza alıp paraşütle karın üstünde oynamak, ya da ne bileyim bulut zaman zaman tepeyi kapattığın da tepenin o mistik havası belki de bütün bunların hepsine değerdi. Belki de uçmaktan daha çok beklenilen havacılık ortamında beklenirken tadılan bu tip güzelliklerin de anlamı bir başka oluyor bence.

Belki bazı bir çok başka nedenle orada bulunabilir o atmosferi yaşıyor olabilirdik. Ama birazdan o bakılan manzaranın bir parçası olma ihtimali en azından benim için ayrı bir anlam ifade ediyordu.

Yazının sonuna Yılmaz’ın güzel bir resmini koyarken bir kez daha anladım ki yamaç paraşütü benim için doğayla mücadele etmenin yanı sıra o doğanın bir parçası olmamı sağladığı için güzel.

Ayakkabılar iyice ıslandı bu arada, ama ne önemi var ki…

Uncategorized kategorisinde yazıldı| Henüz yorum yok »

Miğre Dağı

Ocak 15th, 2007 by Administrator

Selamlar,
Günlüğümüz bomboş olmasın diye bu gün gittiğimiz Ankara-Miğre Dağı gezisini sizlerle paylaşıyoruz.
Serdar, Yılmaz ve ben Beşevlerde kilometre sayacını sıfırladık ve havaalanı yolunda Nuri Abi ve Ömer Bey ile buluşup takibe geçtik. Dağın eteklerine kadar tertemiz bir asfalt yoldan sonra kar engeline takıldık. İzmir işi lastiklerimiz Ankara’da ampulledi. Neyseki Nuri Abi yine hazırlıklıydı ve zincirleri takıp zirveye doğru devam ettik.

Sis nedeniyle uçuşsuz geçen gezimizde bol bol itişip kakıştık, kanatla debelendik ve üşüdük. Ancak Miğre Dağı sanırım çok iyi uçuşlar verecek, şansımızı yine deneyeceğiz.

Uncategorized kategorisinde yazıldı| 1 Yorum »